Konu Açıklaması :
Tekrarlayan
gebelik kaybı;gebeliğin ilk üç ayında ardarda enaz üç kez
ortaya çıkan kendiliğinden olan düşüklere verilen addır.
Çiftlerin yaklaşık %2´sinde bu sorun vardır. Bu durumun tanı
ve tedavisi üremeyle ilgilenen tıp dallarının en güç
konularından birini oluşturur.
Etyoloji (Sebepler)
Tekrarlayan düşük nedenlerini;
1. Uterus (Rahim) yapısal
bozuklukları ve serviks (rahim ağzı) yetersizliği
2. Endokrin (hormonal)
bozukluklar
3. Enfeksiyon hastalıkları
4. Kromozomal bozukluklar
5. Otoimmün hastalıklar
(Bağışıklık sistemi hastalıkları)
6. Çevresel ve diğer faktörler
olarak sıralayabiliriz.
Herbirini ayrı ayrı ele almak gerekir.
1)
Uterus (Rahim) yapısal bozuklukları ve serviks (rahim ağzı)
yetersizliği
Rahim ağzı yetersizliği
özellikle gebeliğin 4. ve 6. ayları arasında rahim ağzının
sancısız bir şekilde açılması ve gebelik zarlarının
yırtılmasıyla yaşayamayacak bir fetusun dışarı atılmasıyla
ortaya çıkan durumdur. Uygulanan tedavi genellikle
cerrahidir. Üçüncü ayın sonunda rahim ağzına usulüne uygun
şekilde dikiş konur(McDonald ve Shirodkar ameliyatları buna
örnektir).
Uterusun yapısal
bozukluklarıysa myom, rahim içi yapışıklıklar, rahim içinde
bir bölmenin olması (Uterin septum), çift uterus (Uterus
didelfis) ve diğer şekil bozukluklarıdır. Tekrarlayan
gebelik kaybı olanlarda bu bozuklukların sıklığı %10-15´tir.
Bu bozukluklar damarlanmayı kötü yönde etkileyerek yada
uterus boşluğunun boyutlarını küçültüp, değiştirerek,
fetusun yerleşeceği bölgeyi uygunsuz hale getirmektedir. Bu
anormalliklerin cerrahi olarak düzeltilmesi düşük oranlarını
azaltmaktadır.
2)
Endokrin (hormonal) bozukluklar
Esasen üç tür bozukluk
tekrarlayan gebelik kaybı nedeni olarak akla gelmektedir.
Bunlar diyabet hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, adet
düzeniyle ilgili bozukluklardır.
Kontrol altındaki diyabet
hastalığının düşük riskini arttırmadığı iyi bilinir; yani
gebe kalan bir diyabet hastasının kan şekeri iyi bir şekilde
kontrol edilirse düşük ihtimali artmamaktadır.
Tiroid hastalığının gebelik
kaybına neden olduğuna dair bilimsel kanıtlar yetersizdir.
Bu nedenle tekrarlayan düşüğü olanlarda tiroid homonlarına
bakılmasının şart olmadığı söylenmektedir.
Adet düzeniyle ilgili
bozukluklar çoğunlukla ovulasyon yani yumurtlamayla ilgili
aksaklıklarda görülür. Özellikle gebeliğin devamı için
gerekli olan progesteron hormonunun yetersizliğine yol açan
bozuklukların tekrarlayan düşüklere neden olabileceği
düşünülmektedir. Tanı rahim iç zarından alınan biopsilerle
konur. Tedavisiyse eksikliğin ortaya çıkmaya başladığı
dönemde bu hormonun yerine konmasıdır.
3)
Enfeksiyon hastalıkları
Virüs ve bakterilerin neden
olduğu enfeksiyonların gebelik kaybına neden olabileceği
düşünülmektedir. Listeria monocytogenes, Toksoplasma
türleri, Mycoplasma hominis, Ureaplasma urealiticum bu
mikroorganizmalardan en sık görülenlerdir. Ne varki bunların
tek bir kez düşüğe neden olduğu bilindiği halde tekrarlayan
düşük sebebi oldukları tam olarak kanıtlanamamıştır.
4)
Kromozomal bozukluklar
Tekrarlayan düşüklerde
çiftlerin %5´inde anne-babaya ait kromozomal bozukluk
bulunmuştur. Bu sıklık genel toplumdakinden belirgin bir
şekilde yüksektir. Düşük tekrarını öngörmede çiftlerde
genetik inceleme yapılması yardımcı olabilmektedir. Edinilen
bulgular genetik danışmanlıkta dayanak oluşturmaktır. Düşük
materyalinin kromozomal analizi de tedavi yönteminin
başarısızlığı araştırılırken yararlı olmaktadır.
5)
Otoimmün hastalıklar(Bağışıklık sistemi hastalıkları)
1980´li yıllarda
araştırmacılar anti-fosfolipid antikoru denen, vücutta
normalden sapma sonucunda oluşan, savunma sisteminin
düzenlenmesinde etkili olan fakat tam olarak tanımlanamayan
bir faktörün uyarısıyla yapılan oluşumların tekrarlayan
düşük nedeni olabileceğini öne sürmüşlerdir. Bu maddeler
ile fetus ölümü arasında net ilişkiler saptanmıştır.
Bunların etki mekanizması; plasentanın yetersiz kanlanmasına
yol açan damar bozuklukları oluşturmasıdır. Bu tür
hastaların canlı bebek sahibi olabilmeleri için steroid
tedavisi, düşük doz aspirin tedavisi antikoagulan denen
heparin adlı bir maddeyle tedavisi gerekebilmektedir.
6)
Çevresel ve diğer faktörler
Gebelik kaybı anne yaşıyla
artmaktadır. 35 yaş üzeri kadınlarda genç kadınlara oranla
normal gebelik ihtimali büyük ölçüde azalır. 40 yaşın
üzerindeki kadınlarda düşük riski %50´ye yaklaşır. Kadınlar
bu riskler konusunda eğitilmelidir.
Kadınların işe başlamasının
düşük riskini artırmadığı İskandinav ülkelerindeki
çalışmalarda gösterilmiştir. Bununla birlikte hastaların
çalıştıkları yerde gebeliği riske sokacak kimyasallarla
karşılaşmadıklarından emin olmak gereklidir.
Sigara ve alkol kullanımı
düşük riskini artırmaktadır. Pasif sigara dumanına
maruziyetin etkisi hakkında net bilgiler yoktur.
Psikolojik faktörler güç
incelenebildikleri için tekrarlayan düşük nedeni olup
olmadıkları net değildir.
Tekrarlayan Gebelik Kaybı Olan Hastaların Takibi
Tekrarlayan gebelik kaybı olan
hastayı ele alırken en önemli yaklaşım eğitim ve destektir.
Hastalar çoğunlukla herhangi bir bulgu olmasa da kaybın anne
yaşıyla birlikte artacağı konusunda eğitilmeli, erken doğum
ve dış gebelik gibi diğer gebelik komplikasyonlarının artmış
riski altında olduklarını bilmelidirler. Sağlıklı bir
gebeliğin zarar görmesinin zor olduğu ve normalde rahim
kramplarının artmasına neden olan cinsel ilişki ve egzersiz
gibi aktivitelerin sağlıklı bir gebeliği bozmayacağını
söylemek yararlıdır.
Değerlendirmeye başlamak için
bir çiftin başından geçen düşük sayısı kısmen klinik pratiğe
ve gerekli testlerin maliyetine bağlıdır. Genellikle 35 yaş
altındaki kadınlarda üç düşükten, daha ileri yaştakilerdeyse
iki düşükten sonra laboratuar çalışmaları yapılmalıdır. Bu
laboratuar yükünü ve sağlık hizmetlerinin maliyetini belli
oranda azaltmak içindir. Bununla birlikte bazen bir çift
uzun bir zaman beklemek isterken bir başkası tüm araştırma
programının ilk düşükten sonra uygulanmasını isteyebilir.
Düşük yapan çiftler tam bir
değerlendirme ile başarılı bir tedavi sonrasında gebe
kalınca ilk üç ayda yoğun doktor desteğine ihtiyaç duyarlar.
Ultrasonografik olarak 8.
gebelik haftasında kalp atımının saptanmasının düşük riskini
%3-5´e düşürdüğü konusunda çiftler bilgilendirilmelidir. Bu
çiftlere bir hedef ve korkularını bebeği kollarına alana
kadar ertelemelerine yardım eder
|