Konu Açıklaması :
Migren dünyada bilinen en eski hastalıklardan biridir.
Mısır´da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş
ağrısı tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için
"yarım baş ağrısı" anlamına gelen latince söylemin
değişimiyle MIGREN adı yerleşmiştir. Ülkemizde de yaygın
olarak halk tarafından bilinmektedir. " Migren herhalde ", "
Migrenim tuttu " laflarını her insan duymuştur.
Migren, gelip geçici baş
ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en
uzun bir gün sürer. Çoğunlukla 3 - 5 saat devam eder.
Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide de her
ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı
ve kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma
olması migrene ait bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir
yarısında başlar ve her tarafına yayılır. Kusmadan sonra
ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından başlayan
ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer
değiştirmiyorsa bir hekime danışmak gerekir.
Hekim migrene ait olduğu
düşünülen ağrının başka bir nedeni olabileceğini
araştıracaktır.
Baş ağrısı sırasında
hastalar parlak ışık ve sesten rahatsızlık duyarlar. Loş ve
sessiz bir ortamda yatmak isterler. Ağrı geçtiğinde
çoğunlukla uyurlar. Bunu da " ağrım uyuyunca geçiyor." diye
aktarırlar.
Migren kadınlarda daha çok
görülür. Adet öncesi, adet ve adet sonrası dönemlerde
yoğunluk gösterdiği bilinmektedir. Yalnız bu dönemlerde
ortaya çıkan tipleri de vardır. Her yaşta başlayabilir.
Bebeklerde görülen
periyodik kusmaların bile
migrenle ilgili olduğu düşünülmektedir. Migren hastası olan
kadınların ağrıları menopozdan sonra çok hafifler ya da
kaybolur.
Migren ataklarının sıklığı
değişkendir. Haftada ikiden çok baş ağrısı söz konusu ise
hastanın ağrı gelmesini önleyen tedavi için bir nöroloji
doktoruna başvurması önerilir. Migren hastalarının
ailelerinde mutlaka migreni olan bir kişi vardır. Hastalar
bunu çoğunlukla kabul etmezler illa kendilerindeki ağrıya
tıpatıp benzer bir ağrı olmadığını savunurlar. Oysa migren
ağrısı kişiden kişiye, şiddeti ve sıklığıyla farklıdır.
Migren ailevi geçişli bir hastalıktır.
Bazı yiyecekler ve bazı
durumlar baş ağrısını davet edebilirler. Uykusuzluk, açlık,
mayalı içkiler, eskitilmiş peynirler, kabuklu deniz
mahsulleri, konserve yiyecekler ve kuru yemişler ağrıyı
tetikleyebilir. Bazı migren hastaları ağrının geleceğini
önceden anlarlar. Çoğunluk hastada bu hafif bir ağrı ve
durgunluk hissi olarak kendini gösterir. Bazı hastalarda bu
öncü belirtiler, parlak ışık çakmaları, yarım görme, bulanık
görme şeklindedir.Ağrı bunları izler. Bunlara " öncü
belirtili migren " ( Auralı Migren ) diyoruz. Çok nadir
hastada da bir beden yarısında güçsüzlük ya da gözde
kapanına ve çift görme ile giden migren tipleri de görülür.
Bu tipler de " eşliğinde bozukluk gösteren " ( komplike )
migren olarak adlandırılır.
Migren iyi huylu bir
hastalıktır. Sakatlığa neden olmaz. Ancak iş günü kaybına
neden olduğu ve çok kişide görüldüğü için ciddiye alınan bir
hastalıktır. Ağrıdan sonra hasta sanki ağrıyı çeken o
değilmişçesine sağlıklı ve iyidir. Hastalar ağrıyı hisseder
hissetmez alırlarsa ağrı kesici ilaçlarla rahatlarlar. Ağrı
çok sık geliyorsa sorumlu migrenden ziyade sık kullanılan
ağrı kesici ilaçlardır. Migren hastalarında günlük gerilim
baş ağrıları görülmesi de olağandır ve hastalar migren
ağrısını diğer baş ağrısından ayırt etmeyi öğrenmelidirler.
Hastalara Verilebilecek Öğütler
Migren tanısını mutlaka doktor
koymalıdır. Yakınlarınızın söylemesi ile migren hastası
olduğunuza inanmayın.
Haftada iki kereden fazla baş
ağrısı için ilaç kullanmayın. Ağrı kesicilerin sorunsuz
kullanımı ile kimi ilaç böbreğinizi kimisi de karaciğerinizi
tedavisi olanaksız şekilde hastalandırabilir.
Içinde " ergotamin " olan
ilaçları ayda bir kereden daha çok ( doktor vermiş olsa bile
) kullanmayın.
Her zamankinden farklı baş
ağrısı hissederseniz mutlaka bir nöroloji kliniğine başvurun
|