Çevre
»
Çevre Sağlığı Hakkında » Kapalı Ortamlardaki Hava Kalitesi ve Sağlığa Etkisi
|
Kapalı ortamlar insanların zamanlarının yaklaşık %80-90´ını geçirdiği konutlar, okullar, resmi binalar, kapalı spor salonları, eğlence yerleri ve taşıtlar gibi mekanlardır. Kapalı ortamlarda ısı, ışık, gürültü gibi faktörler yanı sıra ortam havasının da burada yaşayan kişilerin sağlıkları, rahatları, verimlilikleri üzerine etkileri vardır. Ancak bu etkinin yeterince önemsenmemesinin nedeni, kapalı ortam hava kirliliği etkilerinin genellikle uzun sürede ortaya çıkması ve yaşamı ve sağlığı doğrudan ya da acil olarak tehdit etmemesidir.
Kapalı ortamlarla ilgili
sorunların tanımlanması 70´li yılların başındaki petrol
krizi sonrası, enerji kısıtlamasının uygulandığı döneme
rastlamaktadır. Benzin fiyatlarındaki artış ile
enerjinin gideri yükseldikçe, enerji tasarrufu gündeme
gelmiştir. Bunun için binalarda havalandırmanın
azaltılması yoluna gidilmiştir. Binalar, geçirgenliği
hemen hemen hiç olmayan bir "kabuk" ile kaplanmış ve
pencereler sürekli kapalı tutulmuştur. Bu dönemde doğal
ürünlerden uzaklaşma başlamıştır. Ağaç, mermer ve doğal
liflerin yerini sunta, sentetik lifler ve plastikler
almıştır. Bu yeni ürünler petrolün son ürünleridir ve
bunların çoğu kapalı ortam havasında dağılabilir ve
birikebilirler. Nihayet bilgisayar çağı da bir başka
sorun yaratmıştır. Bilgisayarların gelişmesi ve yaygın
olarak kullanılmaya başlanması binaların ısı ve
elektromanyetik radyasyon yükünü artırmıştır. Aynı
zamanda bu ısı bina içindeki relatif nemin de azalmasına
neden olmuştur.
Dış ortam hava kirliliği
(karbon dioksit, su buharı, ozon, formaldehit, uçucu organik
bileşikler vb.), mikrobiyolojik etmenler (mantarlar,
virüsler, bakteriler, maytlar, algler ve diğer alerjenler),
radon ve elektromanyetik radyasyon da kapalı ortam havasını
etkiler. Binalarda yaşayan kişilerin sigara içmek, yemek
pişirmek ve temizlik yapmak vb. etkinlikleri sonucunda da
bazı kimyasal maddeler ve partiküller kapalı ortam havasına
eklenmektedir. Binanın kendisi, mobilyaları ve diğer
malzemeleri partikül ve kimyasal maddelerin artmasına
katkıda bulunmaktadır. Bu kirleticilerle tek tek uğraşmak
için düzenlemeler yapmak, başarısız, pahalı ve yetersizdir.
Ev içinde bilinen yüzlerce kimyasaldan etkilenim düzeylerini
belirlemek çok zor bir iştir. Bu bileşikler arasındaki olası
etkileşim bunu daha da güçleştirmektedir. Hala ev içi hava
kirliliğine neden olan maddelerden etkilenim hassas olarak
ölçülememektedir. Ancak hava kirliliğine neden olan maddeler
için geniş bir aralığı olan rehberler vardır. Bu tür
rehberler incelenmeli ve her ülke için uyarlanmalıdır.
Kapalı ortam hava kalitesi rehberinde belirtilen değerler
aşırı duyarlı kişiler dışında hemen herkes tarafından kabul
edilebilir değerlerdir. Kirleticiler ve KaynaklarıÇok sayıda hava kirleticisi kapalı ortamlarda bulunmaktadır. Bunlar yerleşim yerlerine, binalardan binalara, hatta aynı ev içinde farklı odalarda bile değişiklik göstermektedir. Bazı kapalı ortam kirleticileri temel olarak dış ortamdan kaynaklanırken, bazılarının aynı zamanda ev içi kaynakları da vardır. Bunlar arasında havada asılı solunabilen parçacıklar, kükürt dioksit (SO2), azot dioksit (NO2), karbon monoksit (CO), fotokimyasal oksidanlar, kurşun ve bazı oksidanlar bunlar arasında sayılabilir. Kapalı ortam kaynağı yoksa kapalı ortam/dış ortam konsantrasyon oranı 0.7-1.3 arasında değişmektedir.
Karbon dioksit: Dış
ortamda bulunan karbon dioksit miktarı 300-400 ppm
arasındadır. Çağdaş, uluslararası iş yerlerinde izin
verilen en fazla karbon dioksit miktarı 5000 ppm´dir.
Ancak günümüzde genellikle kapalı ortamlarda 1000 ppm
düzeyine geldiğinde o ortamda yaşayanlarda yakınmaların
başladığı bildirilmektedir. Baş ağrısı, iştahsızlık,
göz, burun ve boğaz irritasyonu, üst solunum yolu
irritasyon belirtileri ortaya çıkmaktadır.
Karbon monoksit: Bina
içindeki karbon monoksitin ana kaynağı binaların
çevresinden içeriye giren eksoz dumanları ve
havalandırma sistemi iyi olmayan ocaklardan yayılan
dumanlardır. Sigara içmeye bağlı olarak az miktarda
oluşmaktadır. EPA ve DSÖ tarafından önerilen değer: 8
saatlik 9 ppm, 1 saattte en fazla alınabilecek doz ise
25 ppm olarak belirlenmiştir.
Uçucu Organik Bileşikler : Bunlar irritan, nörotoksik ya da kanserojen özellikte olabilirler. Sudaki klordan evde kullanılan cilaya, dış ortam havasından, ayakkabı boyasına kadar birçok nedenle ev ortamına girebilmektedir. Ev dışında kullanılan pestisitler, konut ortamına girebildiği gibi, konut içerisinde kullanılan pestisitler de tehlikeli partiküllerin oluşumuna yol açabilirler. Nikotin: İngiltere´de uzun dönemli etkilenimde izin verilen miktar 500 mg/m3 , kısa dönemli (10 dak) etkilenim için izin verilen miktar ise 1500 mg/m3 tür. Formaldehit: Endüstride yaygın olarak kullanılmaktadır. Urea formaldehit resinleri, bina endüstrisinde kullanılmaya başlandıktan sonra ev içi kirleticiler arasına alınmıştır. Yer döşemesi, duvar ve tavan için kullanılan preslenmiş ahşap ürünlerinde (sunta) ve laminatların yapıştırılmasında sıklıkla formaldehitli yapıştırıcılar kullanılmaktadır. Prefabfik evler gibi havalanması iyi olmayan evlerde yaşayan insanlar, çok yüksek oranda urea formaldehit izolasyon materyali ile karşı karşıya kalmaktadır. DSÖ’nün önerdiği, 0.065 ppm kapalı ortam için kabul edilebilir değerdir. Radon: Radon ve yıkım ürünleri genel nüfusun yıllık toplam alfa radyasyon maruziyetinin temel kaynağıdır. Kapalı ortamlarda radon maruziyetinin temel kaynağı bölgenin coğrafik yapısına, binanın yapı malzemesine ve izolasyon sistemine göre değişmektedir. Evler için izin verilen en yüksek değer 200 Bq/m3´dür. Odun Dumanı: Ocak ve şöminelerden çıkan odun dumanının içerisinde çok sayıda toksik madde bulunmaktadır. Bunlar arasında aset aldehit, asetik asit, alüminyum, kalsiyum, karbon monoksit, klor, formaldehit, hidrokarbonlar nitrojen oksitler, fenoller, kükürt oksitler sayılabilir. Bazı çalışmalar gelişmekte olan ülkelerde odun dumanına maruziyet ile kronik akciğer hastalıkları arasında belirgin bir ilişki olduğunu göstermektedir. Odun yanma ürünlerinin üst solunum yollarında güçlü irritan etkisi vardır. Asbest: Asbest, ısıya dayanıklı lifler halinde ayrışma özelliği gösteren hidrosilikat mineral grubunu içermektedir. İnşaat endüstrisinde, ısı yalıtımında, sürtünmeye direnci azaltmak için kullanılır. Gastrointestinal sistem ve akciğerlerde kansere ve akciğerlerde asbestos olarak adlandırılan fibröz hastalığa yol açmaktadır. Asbest için izin verilen en yüksek doz 1 lif/cm3 tür. Kurşun: Konutlardaki kurşun konsantrasyonu, çevre havasının özellikle egzos gazları ile kirlendiği durumlarda, duvarların kurşunlu boya ile boyandığında ve kurşunlu maddelerle kaynak yapıldığında artmaktadır. Kurşun, içme suyu, yiyecek ve havadaki tozlar aracılığı ile insan vücuduna girebilmektedir. Ev tozları: Ev tozunda, yiyecek ve yiyecek hazırlama artıkları, insan ve hayvanların kıl ve deri döküntüleri, dokuma lifleri, mobilya ve inşaat malzemesi döküntüleri, temizleyiciler bulunmaktadır. Evlerde aerosollerin kullanımı özellikle tehlikeli olabilmektedir. Aerosollerin içindeki maddelerin çoğu doğrudan temas ya da solunum yoluyla alındığında toksik etki yapmaktadır. Ev içerininde aerosol kullanımından kaçınmalı, aerosoller ancak iyi havalandırılan ortamlarda kullanılmalıdır. Yüksek ısıda yemek pişirilmesi, polinükleer aromatik hidrokarbonlar, heterosiklik aminler gibi karsinojenik bazı maddelerin konut ortamına geçmesine neden olmaktadır. Bu nedenle pişirme ısısının azaltılması, ortamın iyi havalandırılması ve pişirme sırasında aspiratör kullanılması ile bunlar en aza indirilebilir. Biyolojik kirleticiler: Konut ortamında mantar ve sporları, toksinleri, bakteriler, virüsler, böcek ve akar dışkıları, hayvan atıkları, bitkilerden kaynaklanan polenler patojen, toksik ve alerjik etki yapabilirler. Nem kontrolü ve temizlik, bunların oranını büyük oranda düşürmektedir. Aşırı kalabalık ortam ve kötü yaşama koşullarına bağlı olarak aynı kapalı ortamı paylaşan kişilerde hastalıkların yayılımı daha kolay olmaktadır. Küfler: Çok az sayıda ülke, sistematik olarak hangi evlerde küf oluştuğunu bildirmektedir.
Bu özellikle izolasyonu
iyi yapılmış, merkezi ısıtmalı evlerde daha büyük sorun
oluşturur.
Dünya Sağlık Örgütü´ nün
kentsel çevre sağlığı raporunda azot oksit, karbon
monoksit, radon, formaldehit, sigara dumanı, mineral
lifleri ve kükürt dioksit gibi hava kirleticilerin
kapalı ortamların etkili havalandırma yöntemleri ile
azaltılması ile bazı solunum sistemi hastalıkları,
entoksikasyon ve kanserlerin azaltılabileceği
bildirilmiştir. Şöminelerde fosil yakıtların yakılması
vb. ile ortaya çıkan çok çeşitli hava kirleticilerinin
çeşitli sorunlara yol açacağı düşünülmektedir. Yetersiz
havalandırma ile de bu risk daha da artmaktadır.
Güvenilir kapalı ortam
hava kalitesini belirlemek için ilk basamak, bu alanları
uygun havalandırmamaktır. Kabul edilebilir düzeyde
kapalı ortam hava kalitesi için ventilasyonu en az
gereksinim olarak belirlemelidir
(Tablo 2).
Havalandırma hızının belirlenmesi, yerleşim yerine ve bu alanda yürütülmesi tahmin edilen aktivitelere dayandırılmaktadır. 100m2ye düşen kişi sayısı da en fazla 7 olmalıdır. Bu standart, ev içi hava kalitesi için gereklidir.
Bu değerler, karbon dioksit ve
diğer kirleticileri kontrol etmek için seçilmiştir. Bu
ortamda değişik düzeylerde hareket olduğu ve orta derecede
sigara içildiği kabul edilmiştir. Bundan başka dış ortam
havasının ısısı dikkate alınmaksızın, bu alanın tüm
zamanlarda dolu olduğu da kabul edilmiştir. Binanın bakım sorununun olması, Alçak tavanlar ve 2.4m´den yüksek tavanlar, Binanın resmi bina ya da resmi sektör tarafından kullanılan bir bina olması, Çok sayıda açık rafların olması ya da kağıtların ortada bulunması, Şehir merkezinde iyi izolasyonu yapılmış bir bina olması, 2000 m2 ve daha büyük bir taban alanı olması, Binanın havalandırma ve ısı kontrolünün belli bir merkezden yapılıyor olması, 15 yıldan eski binalar, Geniş alanlarda halı, dokuma yada yumuşak mobilya kullanılması, Düşük oda nemi, Dış ortam havasının içeriye az ya da çok fazla miktarda girmesi, Kapalı ortamlarda sigara içilmesi, Nem olması ve mantar üremesi, Bina yapı malzemeleri, kullanılan temizlik malzemelerinden ortama salınan gazlar ve uçucu organik bileşiklerdir. Binalarda hava kalitesini artırmak amacı ile aşağıda belirtilen önlemler alınabilir; Uçuculuğu ve toksisitesi düşük bileşiklerden oluşan malzemeler kullanmak, Yeni halıların ve yumuşak döşemelerin evlere, kapalı ortamlara yerleştirilmeden önce, uçucu maddelerden temizlenmesini sağlamak, Fibröz materyallerin kullanımını olabildiğince azaltmak ve silinebilen yüzeyleri artırmak, Dosya, kitap ve kağıtları kapalı dolaplarda saklamak, Binaya yağmur vb. nedenlerle su sızıntısı. olmasını engellemek Özellikle işyerlerinde sigara yasağına uymak, Kirli ve kokulu işlemleri ve alanları , işyerlerinden ve evlerden uzak yerlerde ve basınç altında yapmak, Binanın hava girişlerini, yoldan ve diğer kirlilik kaynaklarından uzağa yapmak, Havalandırma sistemlerinde etkinliği yüksek olan filtreler kullanmak, Filtrelerin bakımını zamanında yaparak kirlenmelerini ve kirli havayı geçirmelerini engellemek, Havalandırma sisteminin içinin temiz kalmasını sağlamak. |
|||||||||||||
| |||||||||||||