Beslenme
»
Sağlıklı Besinler » Beslenme ve Sağlık Açısından Çayın Önemi
|
Bedenin su gereksinmesinin karşılanmasında içecekler önemli yer tutar. İçecekleri, besin değeri olanlar (süt, ayran, meyve suları), çay, kahve ve kakao, kolalı ve kolasız gazozlar, toz içecekler, alkollü içkiler ve bazı bitki çiçek, yaprak ve tohumlarından sağlanan, adaçayı, ıhlamur, nane, kuşburnu gibi içecek maddeleri şeklinde gruplandırabiliriz. Bunların içerisinde tüketimi en fazla olanlar sırasıyla, çay, kola ve ayrandır. Bu yazıda çayın beslenme ve sağlık açısından olumlu ve olumsuz yönleri üzerinde durulacaktır. Çay yapraklarından çay olmak üzere genel fabrikalarda siyah çay ve yeşil de iki tip çay elde edilmektedir. En çok tüketilen tip siyah çaydır. Siyah çay polifenollerin enzimatik oksidasyonu ile elde edilir. Yeşil çay eldesin de, çaydaki enzimler etkisizleştirilerek polifenollerin oksidasyonu önlenir. Dünyada tüketilen çayın % 75´i siyah çaydır. Çay üretimi açısından ülkemiz, Hindistan, Sri Lanka, Kenya, Çin ve Endonezya´dan sonra gelir. Oksidasyon sırasında birçok
aroma arttırıcı öğeler oluşur. Bazıları çok az miktarlarda
olsa da, 300´den fazla aroma öğesi belirlenmiştir.
Teobromin ve teofilin az miktarlarda bulunur. Azotlu gübre kullanımı Fayın kafein içeriğini %40 civarında arttırır. Kafein içeriğine etki eden diğer faktörler mevsim farklılığı, yaprağın toplanma zamanı ve biçimidir. Çay yaprağının önemli bir bölümünü polifenoller oluşturur. Bunların başında katesin, flanols, gallik asit ve depsides gelir. Çayın rengini veren pigmentler, klorofil ve karotenoidlerdir. Çaydaki minerallerin yaklaşık yarısı potasyumdur. Siyah
Çayın Hazırlanması Siyah çay ülkemizde genellikle sıcak olarak, isteğe göre şekerli, az şekerli ya da şekersiz olarak içilir. Çayın yanında dilimlenmiş limon bulundurmak da yaygındır. Bazı toplumlarda sıcak çay sütle birlikte içilir. Bazı ülkelerde "buzlu çay"
içme alışkanlığı yaygındır. Buzlu çay hazırlanırken.
demlenmiş çayın içine bol buz konarak soğutulur ve
dilimlenmiş limonla birlikte içilir. Çayın
Besin Değeri Siyah ve yeşil çayda önemli
miktarda E ve K vitamini bulunmasına karşın, suda
çözünmediklerinden içilen çayda çok az olduğu düşünülür.
Çayın Sağlık Üzerine Etkisi 1-
Polifenollerin Etkisi Siyah çaydaki okside olmuş fenolik öğeler besinlerdeki hem olmayan demirin biyo yararlılığını önemli ölçüde azaltırlar. Bu etki özellikle diyetleri bitkisel besinlere bağımlı olan bireylerde demir yetersizliği anemisinin oluşmasında önemli rol oynar. Çay, yemekle birlikte içildiğinde bu tür olumsuz etkisi söz konusudur. Yemekten bir saat sonra içilen çayın demirin biyo yararlılığına etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle kansızlığa eğilimli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri. çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon, C vitamini içerdiğinden, fenollerin demir bağlayıcı etkilerini azaltmaktadır. Bunun yanında demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle çay içirilmesi yararlı kabul edilebilir. 2-
Kafeinin Etkisi Çay, kafein içeriğinden dolayı insanlar tarafından "uyuklamayı önleyici", "kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirici" olarak bilinir. Bileşimindeki kafein dolayısıyla çay, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterir. Merkezi sinir sisteminde, kafeinin, lokomotor aktiviteyi artırarak kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin lokomotor aktivite üzerine yatıştırıcı etki yaptığı da bilinmektedir. Çayla alınan kafein beyinde dopamin düzeyini arttırır ve katekolamin alıcılarını duyarlılaştırır. Bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi bireyden bireye değişir. Araştırmalarda bazı kişiler, 150-200 mg kafein aldıklarında rahat uyuyamadıklarını belirtmişlerdir. Bunun yanında, sürekli kafeinli içecek alanlarda uyku bozukluğu gözlenmemiştir. Buna göre, bireyler kafeine alışkanlık geliştirmektedirler. Bu nedenle bazı kişiler alışkın oldukları biçimde çay ya da kahve alamadıklarında huzursuzluk ve baş ağrısı gibi belirtilerden yakınmışlardırlar. Kafeinli içecek verildiğinde bu belirtiler ortadan kalkmaktadır. Ancak bu alışkanlık uyuşturucu ilaçlara bağımlılık niteliğinde kabul edilmemektedir. Kafein kalp ve damar
kaslarının kontraksiyonunu ve sinir uyarı ileticilerini
etkileyerek kardiyovasküler sistemi etkiler. Kafeinin etkisi
alınan doza ve alım zamanına göre değişir. Kafeinin bu
etkisi adrenal hormonlarının salınımıyla ilgilidir. Kafeinli
içecek alındığında kalp kaslarının kontraksiyonunun arttığı
gözlenmiştir. Metilksantinlerden çayda bulunan teofilinin
kalp atım hızını arttırdığı gözlenmiştir. Kafein ve
teofilinin kalp hızı üzerine etkisinde süreklilik
görülmemiştir ve bunun daha çok kan basıncını yükseltici
etkisinden dolayı olduğu sonucuna varılmıştır. Kafeinli
içecek alındığında önce kan basıncı yükselmekte, daha sonra
nabız artmakta, 2 saatlik süre geçtikten sonra her ikisi de
normal düzeye inmektedir. Kafeinin kan basıncı üzerine
etkisi doza bağımlıdır. Kafeinli içeceklerin idrar söktürücü
etkileri de vardır. Kafein, metaholik hız
üzerinde etkilidir. Kafein vücutta yağ yıkımını hızlandırır
ve kanda serbest yağ asitleri ve gliserol yükselir. Deney
hayvanlarında yapılan araştırmalarda beden ağırlığının
kilosu başına verilen 5 mg kafeinin ağırlık kaybına neden
olduğu gösterilmiştir. Kafein. yağ hücresini küçültmekte,
trigliserit miktarını azaltmaktadır. İnsanda kafeinli çay ve
kahve alımının kanda trigliserit düzeyini biraz düşürdüğü,
kolesterol düzeyini ise yükselttiği bildirilmiştir. Bunun
yanında çay ya da kahve tüketimi ile serum
lipoproteinlerinin düzeyleri arasında düzenli ilişki
bulunamamıştır. Enerji harcamasındaki artış, şeker ve yağın daha çok yıkımı nedeniyle olmaktadır. Başka bir çalışmada 12 saatlik dönemde iki saat ara ile alınan 100 mg kafein, enerji harcamasında °% 7-11´lik artışa neden olmuştur. Bunun enerji karşılığı 80-150 kalori civarındadır. Bu durum zayıflama diyetlerinde şekersiz çay içiminin yararlı olabileceğini göstermektedir. Kafeinli içecekler bazı spor dallarında fiziksel performansı arttırıcı olarak bilinmektedir. Bunun nedeni, kafeinin merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisi ve yağ yıkımı sonucu glikojen deposunun boşalmasının önlenmesi olarak açıklanmaktadır. Kafeinin etkisi, özellikle yüksek rakamlarda belirginleşmektedir. Bu etkilerinden dolayı kafein tabletleri "doping" olarak kabul edilmekte ve kullanılmaması önerilmektedir. Bunun yanında, özellikle uzun süre fiziksel hareket gerektiren ve yüksek rakımlı yerlerde yapılanı kayak, uzun mesafe koşular ve: dağcılık gibi spor dallarında egzersiz öncesi ve sırasında bir-iki fincan çay ya da kahve içilmesi yarar sağlayabilir. Kafein içeren içeceklere alışkın olmayan sporcularda ise bu tür içeceklerin alımı, yarış sırasında heyecan ve sinirliliği, idrar çıkışını arttırarak performansı olumsuz etkileyebilir. Duna görüş sporcuların kafein içeren içecekleri tüketimleri. alışkanlıklarına, yaptıkları spor türlerine ve spor yapılan ortama bağlıdır. Yaşlılıkta kemik kaybı önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. Aşırı kafein alımı vücudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle yaşlı kişilerin fazla çay içmeleri kemik sağlıkları için sakıncalıdır. Bunun yanında aralarda içilen bir-iki bardak çayın fazla etkisi olmaz. 3- Çayın
Mineral İçeriğinin Etkisi Çay
İçimi ve Kanser Çay, nitrat biriktiren bitkilerdendir. Nitrat karsinojen olan nitrozaminin ön öğesi olması açısından önemlidir. İçilen çaya geçen nitrat miktarının sağlık yönünden sakınca yaratacak düzeyde olmadığı bildirilmiştir.
Gebelikte Çay İçiminin Etkisi Çayla alınan kafein anneden fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980´de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüsün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını bildirmiştir. Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır. |
|||||||||||||
| |||||||||||||