Diğer Başlıklar
»
Hasta Hakları » Adli Tıp Ne İşe Yarar
|
Adli tıp tıbbi konularda yargı sürecine bilirkişilik hizmetinin uzmanlık düzeyinde sunulması amacıyla kurulmuş bir bilim dalıdır. Bu bilim dalında eğitim alabilmek ve “adli tıp uzmanı” olmak için Tıp Fakültesinden mezun olmak ve daha sonra da adli tıp uzmanlık eğitimi almak gerekmektedir. Adli Tıp Uzmanlık eğitimi Tıp Fakültelerinin Adli Tıp Anabilim Dalları ve Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunda verilmektedir. Adli Tıp Kurumu ve Tıp Fakültelerinin Adli Tıp
Anabilim Dallarının yanı sıra iki kentimizde, İstanbul ve Ankara’da Adli Tıp
Enstitüleri vardır. Adli Tıp Enstitüleri İstanbul ve Ankara Üniversitesi’ne
bağlı enstitüler olup adli bilimlerin değişik alanlarında yüksek lisans ve
doktora düzeyinde eğitim vermekte, ancak adli tıp uzmanlık eğitimi
vermemektedir. Enstitü’de eğitim alan değişik bilim alanlarından öğrenciler bu
eğitimin sonunda adli tıp uzmanı olamazlar, çünkü tıpta uzmanlık ayrı bir tüzük
ile kuralları belirlenmiş ve Sağlık Bakanlığı’nca tescil edilen uzmanlık
diploması ile gerçekleşen bir eğitim sürecidir ve öncelikle hekim olmayı
gerektirir. Adli tıpta çalışma
alanları
Bir örnek ile açıklayacak olursak, kanda
şekerin yüksek olduğunu laboratuvarda biyokimya uzmanı tespit eder, ancak
muayene bulgularına göre kanda neler araştırılması gerektiğine ve bulunan
değerlere göre hastalığın ne olduğuna ve tedavisine iç hastalıkları uzmanı karar
verir. Klinik ve laboratuvar birlikte çalışır, yapılan bir ekip çalışmasıdır ve
ekibin her bileşeni aynı düzeyde önemlidir. Adli tıp uzmanlığının çalışma alanı
ağırlığı klinik olmamakla birlikte uzmanlık diplomasında “bir kliniği ve
laboratuvarı idare edebilir” ibaresi de bulunmaktadır. Adli tıp denilince
akla ilk gelen - Otopsi Otopsi yalnız organların alınması demek
değildir, üstelik organlar alınmamakta, çıkarılıp incelenen organlardan gerekli
parçalar alınıp organlar yerine konulmaktadır. Otopsi olay yerinde başlayan ve
tüm laboratuvar inceleme sonuçları adli tıp uzmanının eline ulaşıp teşhis
konulana kadar geçen tüm aşamaları kapsayan bir işlemdir. Ölenin olay yerinde bulunuş şekli, üzerindeki
elbiselerin özellikleri ve hem olay yerinden hem de ölenden toplanacak deliller,
ölenin dış muayenesi, baş, göğüs ve karın boşlukları açıldıktan sonra organların
ve boşlukların durumu, organ ağırlıkları, renkleri, kıvamları gibi çıplak gözle
görülen özellikleri, gerekli yerlerden ve olayın özelliğine göre alınan
örneklerin mikroskop ile ve diğer laboratuvar yöntemleri ile incelenmesi ve tüm
bu incelemeler sonucunda elde edilen verilerin yorumlanarak teşhisin konması bir
bütün olarak otopsi işleminin aşamalarını oluşturmaktadır. Adli tıp uzmanı uygun yerden uygun koşullarda
örnek almamış ise ve ne aranması gerektiğini belirtmezse, laboratuvarda
arananlar eksik kalır, laboratuvar sonucu gelmeden de adli tıp uzmanı kesin
teşhisini koymakta zorlanır. Otopsi son derece organik bir işlemdir ve ekibin
her elemanının uyum içinde çalışmasını gerektirir. Bir insan bedenindeki
organlar gibi... Ekip çalışmasında
yaşanan sorunlar Ne yazık ki ülkemizde bu yöntemler ile çalışma
yapabilmek çok güçtür. Olay yerinden başlayarak her aşamada birlikte çalışması
gereken ekibin her elemanı ayrı bir yerde, farklı yöntemlerle ve standardize
edilmemiş bilgi ve beceri birikimi ile çalışmaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi
için öncelikle işbirliği ve her alanda bilimsel yetkinlik gerekmektedir. Bu koşullar yerine getirilmediğinde daha çok mezar yeniden kazılmak zorunda kalacaktır. Bazı durumlarda yeniden inceleme gereği ortaya çıkabilir, ama Türkiye’de adli ölüm olaylarının yaklaşık 2/3’ünün mezarı yeniden açılarak cesedin incelenmesi zorunlu olmaktadır. Tüm bu eksiklikler çok pahalıya mal olmaktadır ve bunun bedelini hep birlikte ödüyoruz. |
|||||||||||||
| |||||||||||||